10 Temmuz 2010 Cumartesi

TUV Turk


Gecenlerde ikinci el bir araba aldim (ki bu macerayı da baska bı zaman anlatirim). Süresi bitmek üzere olduğu için de Arac Muayenesine götürmem gerekti.

Daha önce aracımı hiç muayeneye götürmemiştim ve TÜVTÜRK randevu sistemi olduğunu duyunca muameleci kullanmak yerine kendim gitmeye karar verdim.

Benim hayalim aldiğim randevuya göre saatinde istasyona gitmek ve bir iki bilemediniz üç saatte işleri halledip çıkmaktı.Ancak pek de öyle olmadı.

Önce randevu saatinden biraz önce gidiyorsunuz ve kaydınızı yaptırıyorsunuz kı bu aşama nereden baksanız 45 dakika sürüyor. Bunda sonra size verilen sira numarasını bekliyorsunuz,bekliyorsunuz, bekliyorsunuz.... şaka yapmıyorum üç saatten fazla bekledim. Orada söylediklerine göre randevu almayınca daha çabuk oluyormuş :)

Eğer aracınızda benımkinde olduğu gibi ufak bir ariza çıkarsa yandiniz. Büyük bir problem olsa o kadar dert etmezsiniz. Nasılsa halledilmesi gerekiyordur ama ufacık bır problem olduğunda bu hiç de hoş olmuyor.

Fren ana merkezindeki ufak bir sorun çıktığı için hemen sanayiiye gittim, yarim saatte 20 liraya problemi hallettim ve tekrar muayene istasyonuna döndüm. Yaklaşık olarak bir üç saat daha bekledikten sonra doğru dürüst kontrol edilmeden nihayet muayeneyi geçebildim.

Bilmiyorum belki bana böyle denk geldi ama bütün cumartesi günümü orada geçirmek sorunda kaldim. Sanırım muameleci o kadar da kötü bir fikir değil... ya de en azında sabahın körüne randevu almaya özen gösterin o zaman daha çabuk oluyormuş...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Electro World


Şu an bu yazıyı geçenlerde yeni aldığımız Compaq Mini netbook ile yaziyorum. Yeri gelmişken de belirteyim bu netbookun mucidi her kimse büyük adammiş... koca koca laptoplardan kurtulduk sayesinde.

Eski laptop evdeki kötü kullanıma daha fazla dayanamayınca bir tane netbook alalım dedik ve Kozyatağı Electroworld'de çok uygun fiyata bu netbooku bulduk. Ancak bu ürünü ucuza bana sunduklari için ne kadar memnunsam verdikleri servisten dolayi da o kadar şikayetciyim.

Hevesle netbooku aldik eve geldik ve bir an önce çalıştırdık. Ilk kurulum sirasinda ekranda bazi cizirtilar fark ettim ama kurulum tamamlandığında düzelir diye üzerinde fazla durmadim. Ancak malesef öyle olmadi ve ekran cizirdimaya devam etti.

Netbooku kaptığım gibi magazaya geri gittim. Bu arada belirtmekte fayda var; bu mağazaya oldukca uzak oturuyorum. Tech Guys diye bir bölümleri var orada netbooku gösterdim ve ürünün hatali olduğunu söyleyip değştirmelerini istedim. Kontrol ettiler ve ürünün hatali olduğunu kabul ettiler ama herhangi bi özür dilemediler. Benden size bir tavsiye, sattığı ürün ile ilgili sorumluluk hissetmeyen mağazalardan uzak durmakta fayda var. Evet, tabiiki onlar bu ürünü üretmiyor ama yine de sonuçta bunun satışını yaptığına göre sorumluluğunu da taşımalı.

Neyse, sonuçta değiştirmeyi kabul ettiklerine göre çok da problem değil. Ayni problemi tekrar yaşamamak için ürünü orada açmalarını istedim ki tekrar o kadar yolu gidip gelmek zorunda kalmayayım. Bilgisayarı açtılar, ekranı kontol ettiler ve herşey düzgün görünüyor. Bir yandan da netbook ilk kurulumunu yapiyor. Bu kurulum biraz uzun sürdüğünden bilgisayarı kapatmanın bir sakıncasi var mı diye sordum. Amacim bir an önce netbooku alıp eve gitmek.

Oradaki görevli arkadaş hiç bir sorun olmayacağını söyleyip bilgisayarı kapatmaya kalkti. Tam kapatırken kendisini uyardim :"Ekranda bilgisayari kapatmayın yaziyor, bi problem olmasın" diye ama arkadaş kendinden gayet emin netbooku kapatti. Ben de eve doğru yola çıktım.

Evde ikinci bir hevesle netbooku açtım ki bir de ne göreyim. Kurulum hata veriyor.... Hemen Electroworld'u aradım o görevli arkadaş ile konuştum ama telefondan yapılacak bişe yok. Yeniden yükleme yapmak gerekiyormuş!!! Daha bir kere bile tam açamadığım bilgisayara yeniden yükleme yapacakmış!! Istemedim tabii, iade talebinde bulundum. Ne dese beğenirsiniz. Efendim bu yazılım hatasıymış bunun ile ilgili değişiklik yapamazlarmış... Ya ne yazılımı baya sen bozdun işte....

Telefondaki tartışma bir sonuca ulaşmayınca, mecbur atladim tekrar gittim mağazaya. Biraz bağrış çağırış sonunda kabul ettiler yenisini vermeye ama bu arada benim tüm cumartesi günüm rezil oldu.

Valla ucuz mucuz bilmiyorum ama oradaki yetkililerin tutumundan da bilgilerinden de şikayetciyim..... şikayetciyim ama doğru dürüst bir şikayet merkezi bile yok.

Papa John's Pizza


Vay be bloga bi'şeyler yazmayalı ne çok zaman olmuş. Ama tekrar dönüş yapmak için iyi bir sebebim var; Papa John's Pizza...


Son zamanlarda yediğim en güzel pizzalardan birini yedim hem de eve sipariş etiğimiz halde. Kim bilir yerinde ne kadar güzel oluyordur? En yakın zamanda denemek lazim.


Bir kere Pizza Hut ve benzeri pizzacılarda olduğunun aksine son derece bol mazemeli bir pizza geldi. Adamlar hiç cimrilik yapmadan nefis bir pizza hazirlamışlar. Böyle olunca sadece hamur yiyormuş gibi hissetmiyorsunuz. Sanirim mazemelerin kalitesinden dolayi tadi da çok lezzetliydi. Nasil tarif edeyim bilmiyorum, alin ve tecrübe edin...

15 Nisan 2010 Perşembe

Selçuk Nakliyat

2.5 hafta önce taşındık. Taşınma arifesinde epey nakliye firması araştırdığım için deneyimlerimi hemen sizinle de paylaşmak istedim. Eleye eleye elimde 3 firma kalmıştı. 1- DTN 2- Topçuoğlu 3- Selçuk Nakliyat.

DTN’yi aradığımda cevap olarak Mayıs ortasına kadar “fully booked” olduklarını söylediler. Evet, evet, kokoşlar aynen böyle söylediler. Topçuoğlu ve Selçuk’a ise Cumartesi sabahına randevu vermiştim. Gelip eşyalarımı görsünler, görüşelim, fiyat alalım diye. Topçuoğlu, biraz lakayıt çıktı çünkü Cuma günü hiç aramadan çat kapı gelmiş. Evde temizlikçi vardı. Bir güzel girmiş içeri, eşyalara bakmış, bir de bana not bırakmış. Akşam arasınlar fiyat konuşalım diye. Akşam aradım. Bana ilk söylediği “x liradan aşağı olmaz”. Neyse, neticede biz Selçuk Nakliyat’ı seçtik ve çok da memnun kaldık. Taşınacağımız gün, saat 08:20’de 7 kişi geldiler. Saat 11:40’da tüm eşyaları paketlemişlerdi ve yeni evimize yola çıktık. Yeni eve eşyaları yerleştirip çıkmaları ise saat 14:30 oldu! Bu kadar kısa sürede bitmesine çok şaşırdım. İşlerini büyük titizlikle yaptılar. Üstelik, salonu kafamızda tasarladığımız gibi yerleştirdiklerinde beğenmedim ve bunu söylememe rağmen, "yok, siz beğenmediniz böyle" deyip kendiliklerinden bir de şöyle yapalım, bir de böyle bakın vs diyerek koltukların yerlerini değiştirip durdular :)

Mutfakta ve salondaki hiçbir kırılacak eşyamı sarmamıştım. Sadece havlu, çarşaf ve kıyafetlerimizin bazılarını kaldırmıştım. Firmanın beni şaşırtan bir hareketi örneğin, salonda yemek takımlarını sarmaya başlamadan önce elemanın gidip banyoda ellerini yıkaması ve gazete kağıtları yerine beyaz kağıt kullanmasıydı. Hoş, annem ve benden çatlak olduğumuz için yeni eve gidince 2 gün boyunca herşeyi tek tek yıkadık, o ayrı :)

Daha detaylı bilgi ve fotoğraflar için web sitelerini inceleyebilirsiniz...

Krispy Kreme


Bu güzelliklere bayılıyoruuummm. Krispy Kreme’i keşfettikten sonra senelerdir dostum olan Dunkin Dounuts’ı aldattım, itiraf ediyorum. Ama suç bende mi? Krispy Kreme’den doughnut yiyen varsa bana hak verecektir. Benim favorilerim, bir çikolata manyağı olarak chocolate cake ve içi çilek dolgulu olan dounut. Ihhhmmm.

Ağzımızın suyu aktı, yeter, sadede gel, nerede bulacağız biz bu güzellikleri diyorsanız; Şaşkınbakkal’da Barış Büfe’nin sokağından başınızı içeri uzatırsanız göreceksiniz hemen. Ya da Palladium’da ve Capitol’de de bulabilirsiniz. En son Maltepe Carrefour’da da açılacak diye pankartını görmüştüm. Orası da açılmıştır herhalde. Avrupa yakasındakiler, üzülmeyin, sizi unutmadım. Cevahir’de var yanılmıyorsam. Başka da şimdilik şubesi yok. Ama hiç şüphem yok, yakında mantar gibi türemeye başlar her yerde.

Markayla ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, buraya tıklayınızzzz.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Korsan Taksi


Ekonominin güzel yani bir yerde bir açık olduğu zaman onu dolduracak birilerin mutlaka çikmasidir. Talep varsa yasadisi da olsa arz mutlaka geliyor.
Istanbul'da toplu ulaşım ile bir yere gitmek zaman zaman işkenceye dönüştüğü için ve koca kentte mesafelerin uzunlugu taksiyi de pahali bir ulasim araci haline getirdigi icin Korsan Taksi diye bir uygulama icat oldu. Rent a Car kisvesi altinda Istanbul'un hemen hemen her yerinden ulasim sagliyorlar. Özellikle havaalanina giden ve havaalanindan dönen yolcular sik kullanmaya basladi korsan taksileri. Ne de olsa oldukca ucuza geliyor. Sistem söyle isliyor:
Esinizden dostunuzdan ya da sagda solda dagitilan brosürlerden korsan taksinin telefonunu bulup ariyorsunuz. Saat kacta nerden nereye gideceginizi söylüyorsunuz, ücreti ögreniyorsunuz ve bildiginiz sivil bir arac o saatte sizi almaya geliyor. Yanliz eger refereransiniz yoksa ve söför tipinizi begenmediyse (!?) hic durmadan, sizi almadan yoluna devam edebilir de. Malum korsan taksicilik yasadisi ve son zamanlarda cok yayginlastigi icin sivil polisler müsteri kiligina girip korsan taksi avina cikmis. Yakalananlar saglam bir para cezasi ödüyorlar ve arabalari bir süreligine baglaniyor.
Eger yolcu olarak kabul edildiyseniz yol boyunca söför önce kendini tanitmaya basliyor ve sonra da detayli olarak sizi tanimaya calisiyor. Bazi korsan taksiler mimli olduklari icin polisler tarafindan kontrol amacli cevriliyorlar. Böyle bir durumda arkadsimi (akraba, komsu vs) tasiyorum diyebilmek icin sizi önceden tanimaya calisiyorlar.
Bu önlemi almayan bir korsan taksici, arkadasim ile birlikte havaalaninda cevriliyor ve polis arabadan indirdikleri söförü ve arkadasimi ayak üstü ayri ayri sorguya cekiyor. Tabii birbirlerinin adini bile bilmedikleri icin cuvalliyorlar.
Aslinda görünürde bir para alisverisi olmadigi icin bir sorun yok ama polis arkadasimi karakola davet edip ifade almak ile tehdit edince ucagi kacirmaktansa korsan taksi kullandigini itiraf etmek daha akil kari oluyor. Sonucta yolcu icin bir sorun yok, sadece tatsiz bir ani.
Bütün bu sorunlardan dolayi korsan taksiyi aradiginizda sizden referans isteyebiliyorlar ama devamli müsteriler icin bir problem yok tabii. 

Sakiz Adasi Cafe


Bayilirim Izmire. Özellikle bahar aylari ve yazin sicaklari cok bunaltmadigi zaman gercekten yasanacak sehirdir Izmir. Son gittigimde Kordon'da nispeten yeni acilmis olan bir cafeye götürdü arkadaslar; Sakiz Adasi. Tema Sakiz üzerine kurulu ve bircok de fakli cesitte recel satisi var cafe icerisindeki stantta ama benim gönlümü orjinal bir cay servisi ile kazandilar.
Cayin yaninda, su dolu bir bardagin icerisinde bir kasik sakiz getiriyorlar. Önce ne ise yaradigini anlamadim hatta arkadaslar yalayacaksin dediklerinde dalga geciyorlar sandim ama gercekten de yalamak gerekiyormus. Malum sakiz, icerisindeki ensülin sayesinde dogal olarak tatli. Caya seker katmak yerince önce sakizi yaliyorsunuz sonra cayinizi iciyorsunuz. Süper oluyor, hem eglenceli hem de tatli :)

19 Ocak 2010 Salı

Pratik Depo


Gecen gün Bagdat caddesinde yürüken dikkatimi cekti internetten arastirip ögrendim. Pratik Depo diye bir uygulama varmis. Sezonluk kullandiginiz esyalarin depolanmasi icin pratik bir sistem gelistirmisler. Ariyorsunuz geliyorlar, istediginiz esyalari portatif bir depoya koyuyorlar, kapiyi kilitleyip anahtari size veriyorlar. Sezonu geldiginde depoyu yine ayaginiza getirip siz istediginizi alip koyduktan sonra geri götürüyorlar. Aylik 45tlden baslayan fiyatlar bana makul gibi geldi ama ihtiyac oldugunda detayli incelemek lazim.

Valla ögrenciyken cok isime yarayabilirdi bu :) Zaten cok esyam yoktu. Yaz sonu kiraci oldugum evden ayrilir esyalari depoya brakir, kis basi da yeni tasinacagim eve getirtirdim. 3, 4 aylik kira da bana kalirdi :)

6 Aralık 2009 Pazar

TURKUAZOO Sualti Dünyasi

Istanbul'un yeni alisveris/kültür merkezlerinden Forum Istanbul'da acilan TURKUAZOO Sualti Dünyasi gercekten görülmesi gereken bir yer. Dev akvaryum diyorlar ama bence orada yasayacaginiz tecrübeyi anlatmak icin yeterli degil. Akvaryum dedigin nedir sonucta; evin bir kösesinde cam bir kutunun icinde yüzen bir kac renkli balik.
Turkuazoo sizi daha önce yasamadiginiz bir okyanus tecrübesi kazandiriyor. Köpekbaliklarindan, dev vatozlara, orfozlara ve su yilanlarina kadar bircok farkli canliyi yakindan görme imkani buluyorsunuz. Dev cam bölmeler ve balik sürülerinin arasinda dolasiyormussunuz hissi veren sulati tüneli harika. Sualti tüneline yürüyen bant koymalari da cok iyi olmus böylece tikanmalar engellenmis.
Giriste verilen programi takip ederseniz balik besleme seanslarini da yakalayabilirsiniz. Ayrica bazi bölümlerde cesitli canlilara dokunma sansiniz da olabiliyor. Hemen girmeden önce bir panonun önünde fotografinizi cekiyorlar ve cikista köpekbalikli bir fotomontaji satin alabiliyorsunuz. Yeni yil ile birlikte egitmen dalgiclar esliginde akvaryuma dalis da yapilabilecekmis, köpekbaliklari beslenebilecekmis; yerse...

Tüm bu eglencenin fiyati 25tl ama cocuklara yaslilara gruplara falan indrimler de var ve tahmin edebileceginiz gibi Müze Kart gecerli degil. Özellikle cocuklar icin cok egitici bence. Okullar buraya geziler düzenlemeli...

15 Kasım 2009 Pazar

Dinette

Yazmayalı ne kadar oluyor bilmiyorum. Ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Phaidon da olmasa bu blog iyice boşlanacaktı.

Dün akşam, yemek için Bağdat Caddesi'nde daha önce gitmediğimiz bir yere gidelim dedik ve Dinette'de bulduk kendimizi. Telefonda rezervasyon yaptırdık ve rezervasyon sırasında da Phaidon özellikle iyi bir masa olsun lütfen dedi. Onlar da cevap olarak bizim bütün masalarımız güzeldir dediler. Biz de vaayy dedik ama gidince gördük ki yalaannnn! Dinette, Bağdat Caddesi'nde Suadiye'de yanılmıyorsam eski Carpe Diem'in yeri. Sigara içenlere göre bir mekan. Dış mekanı geniş ve ışıklandırması vs daha şık. İçimden keşke sigara içseymişim diyeceğim aklıma gelmezdi :P Bu arada bir tek sol taraftaki sürgülü camı açıktı. Geriye kalan yerler kapalıydı. Ona rağmen nasıl fosur fosur sigara içildiğini biz anlayamadık, orası ayrı bir muamma. İçeriye girdiğimizde bize garsonların servis masasının yanındaki ufacık yuvarlak masayı ve 2 sandalyeyi gösterdiler, şaka gibiydi. Ne büyük hayalkırıklığı! Akşamın keyfi kaçmasın diye pek bir şey dememeye özen gösterdim ama bu, burada yazmama engel değillll. Gece boyunca garsonların tüm konuştuklarını dinlemek zorunda kaldık, ne büyük keyifti! Ayrıca mekan inanılmaz fazla aydınlıktı. Aslında içeride daha başka tonlarda (üst katta) boş masalar vardı ancak içeride bizden başka sadece 1 masa olduğu için o bölümleri açmamışlardı. Re-za-let!
2 ana yemek ve 2 alkolsüz içecek için 60 TL'nin üzerinde bir para ödedik. Ketçap istedim masaya plastik kırmızı bir ketçap şişesi geldi. Beklerdim ki ufak bir sosluğa koyup getirsinler. Ama bu mekandan fazla şey beklemek olurdu bu herhalde! Gittiğim yerlerde içeceğimi genelde yemekle beraber isterim ve çoğu yerde sanki inanılmaz zor bir şey istemişim gibi hissederim. Dinette'de de yine aynı şey oldu. Alt tarafı Coca Cola Zero istedim ancak yemekle birlikte gelsin lütfen dedim. Yemek geldi. Benim içeceğim vardı dedim. Coca Cola geldi. vs vs vs
Herşey mi çok kötüydü diyorsunuz, duyar gibiyim. Hakkını yemeyeyim. Yemek öncesinde gelen zeytinli, beyaz ve kepek ekmek sıcacık ve çıtır çıtırdı. Beğendik. Yemeğim ise ortalamaydı. Ancak bu fiyata bu hizmet ve bu yemekler hiç olmamış.
Doyduk mu? Doyduk.
Bir daha gider miyim? Hayır.