Ilk başta önünden geçerken; "ne var burda ya? hep bir araba kuyruğu var" diye sorguluyordum, sonra Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olduğunu öğrendim ama uzun süre gitmek kismet olmadi. Kaç kere bir sabah kahvaltıya gidelim diye düşündük ama uygulamaya bir türlü koyamadık.
22 Mayıs 2011 Pazar
Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
Ilk başta önünden geçerken; "ne var burda ya? hep bir araba kuyruğu var" diye sorguluyordum, sonra Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olduğunu öğrendim ama uzun süre gitmek kismet olmadi. Kaç kere bir sabah kahvaltıya gidelim diye düşündük ama uygulamaya bir türlü koyamadık.
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Nilüfer Turizm

15 Eylül 2010 Çarşamba
Club Flipper
Eğer eğlenmek istiyorum ama tesisten çıkmayacağım, ben all-inclusive takılır gerisine karışmam diyorsaniz burasi kesinlikle size göre değil. Burada en iyi yöntem tatile arabayla gelip gündüz muhteşem denizde keyif yaptıktan sonra akşam dışarı çıkmak. Ha biz arbayla gitmedik ama yine de her akşam dışarı çıktık ve sonraki yazilarda öğreneceğiniz gibi çok eğlendik.
1 Ağustos 2010 Pazar
İğneada
2 Ağustos 2008 Cumartesi
AGVA

Aslinda Istanbul gibi dünyanin en güzel sehirlerinden birinde yasayinca tatil yapmak icin baska bir yere gitmeye de gerek yok. Günes her yerde ayni, havuzun alasi burda... E denize girilebilecek de bir sürü yer var artik...... Ama bu yazinin konusu daha farkli bir tatil arayisi icinde olanlar icin ve yine Istanbul il sinirlari icerisinde.
Soyle huzurlu bir yerde kafami dinlemek istiyorum diyenler icin Agva süper bir secenek. Istanbuldan araba ile yaklasik olarak birbucuk saat uzaklikta ve Sile'den sonra yol bozuk ve virajli oldugu icin biraz sinir bozucu ama vardiginizda buna degdigini anlayacaksiniz.
Göksu deresi boyunca bircok otel ve tesis var. Ben Greenline oteline gittim ama sanirim hepsi sizi tatmin edecektir. Sessiz sakin bir ortamda dere kenarinda haftasonu dinlenmek ve huzura kavusmak icin bulunmaz bir yer olmus burasi. Yesillikler arasinda sevgilinzle romantik bir haftasonu yasamak icin de ideal, arkadaslarla sohbeti bol bir kacamak icin de. Isteyen hamakta yatip keyif yapar isteyen de yastik üzerinde dere kenarinda. Istanbul`a bu kadar yakinken daha ne kadar dogasini koruyabilir bilmiyorum ama Bodrum gibi bir "tatil cenneti" olacagina yolu bozuk bir doga harikasi olsun daha iyi.
Dere üzerinde bir tekne turu yapmanizi tavisiye ederim, cok eglenceli oluyor (8-10 kisilik bir tekneyi tur icin kiralamak 40ytl). Daha sportif olanlar deniz bisikletiyle de dere boyunu kesfe cikabilirler.
Derenin Karadenizle bulustugu noktada bir de plaj mevcut ancak denemis olanlar plajin pek temiz olmadigini söylüyorlar (Gitmedim ama pajin yaninda güzel de bir balikci lokantasi varmis...). Yine de yüzmek isteyenler Karadeniz ile Dere arasinda secim yapabilirler zira derede yüzenler de gördüm.
Agva ile ilgili tek sikayetim otellerin pazar günü brunch imkani sunmamasi. Pazar günü kahvalti onbir de biter mi hic? Yani günübirlik gidecekseniz ya erken gidin ya da kahvatinizi edip öyle cikin yola...
1 Mart 2008 Cumartesi
Taksi Dolmus
Her ne kadar alternatif ulasim araclari olarak tercih ediliyor olsalar da (ki ben de oldukca sık kullanirdim eskiden) ben dolmuslarin aldiklari paranin karsiligini verdiklerine inanmiyorum. Aslinda bakarsaniz uyuzum biraz bu dolmuslara. Otobusle Bostancidan Taksime kac liraya gidebiliyorsunz; 2.5 tl. Peki Deniz Otobüsü - Füniküler yoluyla kaca? 3.5tl + 1.2tl =4.7 tl. Dolmuslar ayni hat icin 4.75 tl aliyordu ben en son bindigimde ama bunun karsiliginda külüstür bir aracta ve sıkıs tıkıs gidiyorsunuz. Hele bir de ikili koltuga kaldiysaniz ya kenarda yarim oturabiliyorsunuz ya da sagdan soldan ezilerek. Bircogunun koltuklari da sanki coplukten toplanmis gibi cökük. Bu kadar zor mu bu dolmuslari konforlu yapmak anlamiyorum. Yani en azindan klimali olmalarini beklemek cok mu fazla? Artik yeni otobüsler bile klimali. Deniz otobüsü hakeza. Soförlerin sira kapmak icin piskopat gibi kullanmalarini saymiyorum bile. Bu ücret karsiliginda daha iyi bir hizmet haketigimize inaniyorum.
7 Ocak 2008 Pazartesi
Şanzelize’de (Champs Elysees) Yılbaşı
Hazır Taksim’de yılbaşı kutlamaları sırasında yaşanan taciz olayı daha tazeyken ve tüm gazetelerde bu haber ön sıralarda yer alırken ben de 2003’den 2004’e girdiğimiz gecede Fransa’da Şanzelize’de yaşadıklarımızı anlatayım da yılbaşını sadece Taksim meydanında değil, Avrupa’daki bir meydanda da kutlamamak gerektiği kulağınıza küpe olsun.
Şehir gezmeye meraklı Almanya’da okuyan üç genç olarak ucuzundan bir yol bulup yılbaşı tatili için bir kaç günlüğüne Paris’e gidelim dedik. Eyfel kulesi, Zafer anıtı, müzeler ve saraylar falan derken yılbaşı gecesi için tur organizatörlerine katılmak yerine kendimiz eğlenelim dedik. Tur operatörünün “Hiç bir Parisli yilbaşını Şanzelize’de kutlamaz!” uyarılarına rağmen Eyfel Meydanına da geç kalacağımızı fark edip Şanzelize’ye gitmeye karar verdik.
Bunun o kadar da iyi bir fikir olmadığı daha Zafer Anıtı’na yakın metro istasyonunun çıkışında belli oldu. Caddede öyle bir kalabalık birikmişti ki metro çıkışı ağzına kadar insan dolu ve herkes birbirini itekleyerek ilerlemeye çalışıyor. Yoğun kalabalıktan dolayı ortam havasız, gürültülü ve alkol kokusu her yeri sarmış. Tam klostrofobik! İsteseniz de istemeseniz de insan seli ile bir olup bir şekilde caddeye çıkıyorsunuz ve insanlar sizi sürüklemeye devam ediyor. Şimdi tam neresi olduğunu hatırlamıyorum ama sel bir yerde durulur gibi olduğunda kendimizi kenara atmayı başardık. Lakin sıkışıklık devam ediyor! Önce açık havada boğularak ölemem herhalde diye düşünüyorum ama artık her tarafımdan o kadar kıstırılmış durumdayım ki biraz yer kazanmak için kolumu bile yukarı kaldıramıyorum. Etraf daha çok afrika ve doğu avrupa kökenli insanlarla dolu (evet biz de onlardanız :) ). Sonra oramızda buramızda dolaşan elleri fark ediyoruz. Cinsiyetin çok da bir önemi varmış gibime gelmedi çünkü nerede bir kıça denk gelirlerse ona sallıyorlar. Kimi kişisel tatmin, kimi de dolu bir cüzdan peşinde herhalde... Az ileride de kız arkadaşına asıldığı için bir adam başkasıyla kavga ediyor.
Caddeden kurtulmak için kendimizi tekrar insan seline bırakıp bir ara sokağa kaçabilene kadar oldukça dehşet içerisindeydik. Bir daha ne Taksim, ne Şanselize hiçbir şekilde böylesine bir güruhun toplandığı bir yerde bulunmak gibi bir niyetim yok. Laf aramızda zaten ne müzik vardi, ne havai fişek ne de ufağından bir ışık gösterisi...